Kediler Üzerine Bir Bahis

Çok Kısa Öykü, Masal ya da Siz Ne Derseniz.

...


Bir zamanlar payitahtın ahalisi çeit çeit idi: hünkar soyundan Türkler, bizanstan yadigar Rumlar, esnaftan Ermeniler, sahaftan Yahudiler, balıkçı tayfasından Lazlar ve bir zamanların müstakil halklarından Kediler...

Bu cemiyetlerden sonuncu saydıım hem peygamber övgüsüne mazhar olduklarından hem de Venedik’ten gemilerle gelip veba mikrobu yayan moskof farelere göz açtırmadıklarından pek sevilir sayılır, iki ayaklıların her mahallesinde mutlaka kollanan bir aileleri olurdu. Türlü hayırhah vakıflar bu payitaht sakinlerinin rızkını gözeterek haftada bir defa cierci esnafından iki direklik cier satın alınıp bunlara hibe ederdi.

Lakin bu hürmet baı böyle sürüp gitmedi.
Badat ve Revan Fatihi Devletlü Sultan Dördüncü Murad’ın Devr-i Saltanatı’nda, ayakları ipekten beyaz çorap giyinmigibi akça pakça olan ve Çorap Efendi namıyla anılan bir harami türedi. Eminönü’nden Karaköy’e balıkçı esnafını haraca balayan çorap efendi, avareleriyle birlikte payitahtta ilimedik kasap bırakmamıtı.
Peine taktıı genç bitirimleriyle birlikte, mezarlıkları ve surlarında kapılandıından Mırnavkapısı diye anılan bir semtte yaıyordu. Burası aslında ademoullarının Edirnekapısı dedikleri yerdi.
Türlü türlü naneler yedii halde “kedidir yapar” denilerek ulema ve reaya tarafından affedilen Çorap Efendi’nin kendi sonunu getirmesi de uzun sürmedi.
Kedizade Tarihi’nde “pek souktu, bıyıımız dondu” diye anılan bir zemheri zamanı ehirde kıtlık bagösterdi. Bunun üzerine sultanın emriyle fakir fukara arasında pay edilmek üzere ulu balkan ormanlarından av eti getirildi. Çietleri taıyan arabacılara Çemberlitaönünde hücum eden Çorap Efendi’nin namının hünkarın kulaına çalınmasıyla bu harami kedinin saltanatı bitmioldu. Sultan Murat, tüyü bitmemiyetimin hakkına pençe atan bu deyyus kedinin tiz vakitte boulmasını emretti. eyhülislam Sermuallim F. Efendi’den fetva alındı ve Kediçeri Aası Mırmır Bölükbaı’na haber uçuruldu. Mırmır Bölükbaı küçük yata balkanlardan sepet içinde getirilmive

yetenekleri sayesinde Yeniçeri Ocaı’nın Kedi Ortası’na girmibir sarman idi. Pek iman, endamlı, tüyleri hem insan hem de kedi evladından dii taifesinin diline pelesenk olmubu gösterili kedi, Çorap Efendi’nin peine dümeleri için tüm çerilerini gönderdi.

Artık Kapalıçarı’dan mısırçarısı’na kadar her yerde müthibir kedi harbi balamıtı. Birbirlerini gördükleri yerde bomaya çalıan kediçerilerle Çorap Efendi avarelerinin kavgası esnafa büyük zarar verir olmutu. Baharatları yere saçılan bir çarı esnafı, alt üst olmuvaziyette dalaan çerilerden bir kedi ile bir avareyi ibreti alem olsun diye çarı kapısına astı. Ne olduysa bundan sonra oldu. Birbirine girmiolan kedi ahalisi kendilerine karı dönen iki ayaklılara musallat olmaya baladı. Kimi çeriler yoldalarını da harcayan esnaftan intikam almak için tezgahları daıtıp, dökülen baharat ve hububatı halka pekeçektiler. Vaziyete hakim olamayan Mırmır Bölükbaı sultanın emriyle azledildi ve Kediçeri Ocaı daıtıldı. Sultanın tellalları sarayın avlusuna elinde bir kedi kürküyle gelene 20 mangır ödül verileceini duyurunca payitahtta bir kedi avı baladı. Ta ki ertesi sene ehri veba vurana dek. Kargaadan yararlanan fareler dökülen hububatı yiyerek bir güzel semirmive denizaırı memleketlerden gelen soydalarıyla münasebete girerek hastalık kapmılardı. Çok geçmeden salgın baladı. Salgın sebebiyle sefere çıkamayan sultan kedi katlini men etti ve modern belediyelerin kuduz bahaneli cinnetine kadar insanlar ile kediler barıiçinde yaadılar.

Kavga bitmiancak kediler de müstakiliyetlerini kaybetmilerdi. Bundan böyle devlet görevlerine getirilmeyecekler ve de insan meclislerinde söz sahibi olamayacaklardı.
Çorap Efendi’ye ne olduu ise meçhuldür.

Kimileri onun mehur kedi avında zayi olduunu söyler, kimileri de ona sadık kalan birkaç kediyle birlikte Anadolu’da celalilerin arasına karıından bahseder.
Sonu ne olursa olsun, isyankar ruhunu torunlarına miras bıraktıı aikardır.